Bu platformda reklam yok, sponsor yok, taraf tutma yok. Keyfine bak <3

Borderline Kişilik Bozukluğu (BPD) Deneyimi

Bu yazıda BPD ile ilgili kısmi açıklamar vardır. Bu sadece kendi deneymimi anlatan bir içerik…

Bu platformu kurmamın ardında çok net bir sebep var: Yıllardır içinden çıkamadığım, kendi deyimimle mutlak bir tedavisi olmayan ve popüler kültürde “ben farklıyım, nadirim, içimde fırtınalar kopuyor” gibi saçma sapan, romantize edilmiş kalıplara sıkıştırılan bir zihinsel bozukluğun asıl yüzünü göstermek. İnsanlar bu hastalık hakkında o kadar önyargılı ve onu o kadar ucuz bir savunma mekanizması haline getirmiş durumdalar ki, artık birilerinin çıkıp bunun gerçekten nasıl hissettirdiğini filtresiz, en saf haliyle anlatması gerekiyordu.

O yüzden tüm o süslü lafları, sosyal medyadaki estetik melankoli paylaşımlarını bir kenara bırakın. Size birinci ağızdan, kendi zihnimin içindeki cehennemi anlatacağım.

Borderline Kişilik Bozukluğu (BPD), dışarıdan bakıp da “biraz duygusal dalgalanma yaşıyor” diyebileceğiniz bir şey değil. Bu, yıllar içinde uzman hekimlerce çok sıkı takip ve gözlem gerektiren, davranışlarınızı ve eylemlerinizi esir alan, cidden sıkıntılı bir hastalık. Hiç abartmadan söylüyorum; bipoların o uçlarda gezen hallerini, epilepsinin beyindeki o elektriksel krizlerini, majör depresyonun karanlığını ve anksiyetenin o boğucu hissini alın, hepsini tek bir potada eritin. İşte bu, her gün uyanıp savaşmak zorunda kaldığınız, adeta bir “Boss Fight” derecesinde zihinsel bir yıkım.

Bir doktor değilim ama kendi üzerimde yaşaya yaşaya (neredeyse) tüm hastalıklara hakim oldum. Bir eczacı değilim ama bana verilen, verilmeyen tüm ilaçlar hakkında detaylı bilgim var. Bir psikolog değilim ama kriz anlarında kendimi sakinleştirebilecek kadar akademik tekniği ezberledim. Ama tüm bunlara rağmen, içimdeki o kaosu durduramıyorum.

Her Şeyi ve Hiçbir Şeyi Hissetmek

İnsanlar genellikle BPD’yi bipolar ile karıştırır. Bipolar bozukluğu ele alalım; orada mani, depresif veya karma dönemler vardır, ancak bu dönemler haftalar, aylar veya en azından günler sürer. BPD’de ise durum bambaşka. Benim dünyamda bu dönemsel geçişlerin hızı kelimenin tam anlamıyla inanılmaz. Anlık olarak her şeyi hissedebiliyorum. Dünyanın bütün yükü, bütün duyguları bir saniye içinde üzerime çökebiliyor. Ama hemen bir saniye sonra, aynı anın içinde hiçbir şeyi hissetmeyebiliyorum. Mutlak bir boşluk. Beş yıl oldu… Beş koca yıldır zihnimdeki bu paradoksu, bu “aynı anda hem yanıp hem donma” hissini anlayabilecek tek bir insan dahi bulamadım.

Sıradan Bir Günün Cehennemi ve Bedenin İsyanı

Ne yaparsam yapayım, attığım her adımda benimle çelişen bir zihin düşünün. Mesela çok basit bir şey; alışveriş için dışarı çıkmak. Sizin için sıradan bir rutin olan bu eylem, benim için cehennemi deneyimlediğim duygusal ve zihinsel kaoslar silsilesi demek. Sadece zihnimde kalmıyor bu savaş, bedenime de yansıyor. Titremeler, terlemeler başlıyor. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyor (taşikardi). Tansiyonum anlık olarak fırlıyor veya dibe vuruyor. Subjektif bir hissiyat değil bu; kendimi o kadar iyi tanıyorum ki ölçüm yapıyorum, ekipmanlarım var. Anlık olarak vücudumun nasıl çöktüğünü ekrandan takip ediyorum. Zihnim bana oyun oynarken bedenimin nasıl parçalandığını izliyorum. Bu sürekli kasılmalar, titremeler ve tetikte olma hali yüzünden ağrımayan tek bir noktam yok. O kadar çok fiziksel ve ruhsal acı çekiyorum ki, tüm o klasik ağrı kesicilere karşı vücudum direnç kazandı. Artık gerçek anlamda ancak opioid türevleri o ağır acıyı biraz olsun dindirebiliyor. Bunu da bir benzodiazepin ile kombine ettiğimde, ancak o zaman “normal” bir insan gibi hissetmeye, daha doğrusu normal bir insan taklidi yapmaya çalışabiliyorum. O da sadece birkaç saatliğine…

İçimdeki Yaratık ve Nefes Alma Sebebim

Zihnimin içinde, her zaman benimle çelişen, beni sabote eden bir yaratık var. Tüm acılarımın kaynağı o. Bazen kendi yaşamıma son vermek istiyorum, sırf içimdeki bu p*ç de benimle birlikte ölsün, bu savaş bitsin diye. Ama yapamıyorum… Ailemi seviyorum. Bugün hala nefes alıyorsam, o titremelere, ağrılara ve zihinsel işkencelere katlanıyorsam, sadece onlar için. Onları o boşluğa sürüklememek için her gün bu “Boss Fight”a baştan giriyorum.

Size Bir Çağrı:

Her neyse… Dediğim gibi, bu konu popüler kültürün elinde oyuncak edilemeyecek kadar ince, kritik ve hayati bir konu. Havalı görünmek, farklı hissetmek veya birilerine sığınmak için “bende borderline var galiba” diyemezsiniz. Eğer anlattığım bu hislerin, bu bedensel ve zihinsel yıkımın gerçekten sizde de olduğunu düşünüyorsanız, lütfen internette teşhis aramayı bırakın. Gidin bir hekim ile görüşün. Gerekirse yakın takip için bir kliniğe yatın. (Ben yaptım, b*k gibi bir deneyimdi ama yapmanız gerekiyor). Bu karanlıkta tek başınıza, tedavisiz savaşamazsınız.